Shakky
Kültür Bakanı
- Katılım
- 11 Temmuz 2026
- Mesajlar
- 2,071
- Tepkime puanı
- 2,282
- Konu Yazar
- #1
Zaman, Rüyalar ve Ruhun Manzaraları: Andrei Tarkovsky Sineması
Sinemayı yalnızca hikâye anlatma sanatı olmaktan çıkarıp zamanı, hafızayı, rüyaları ve insan ruhunu görünür kılma biçimine dönüştüren; görüntüyü bir anlatım aracından çok bir düşünce ve deneyim alanı olarak kullanan sinema tarihinin en büyük şairlerinden biri: Andrei Tarkovsky.
Eğer sinemada yalnızca olayların ilerlemesini değil; uzun sessizlikleri, yağmurun sesini, suya yansıyan görüntüleri, çocukluk anılarını, rüyaları ve açıklanamayan manzaraları deneyimlemek istiyorsanız, Tarkovsky sineması sizi sinemanın en mistik ve düşünsel alanlarından birine götürür.
Gelin Sovyet sinemasının bu eşsiz ustasının dünyasına yakından bakalım.
Andrei Tarkovsky Kimdir? Tarzı Neden Bu Kadar Benzersiz?
Andrei Tarkovsky (4 Nisan 1932 – 29 Aralık 1986), Sovyet sinemasının ve dünya auteur sinemasının en önemli yönetmenlerinden biridir.
Moskova'daki Devlet Sinematografi Enstitüsü'nde (VGIK) eğitim alan Tarkovsky, ilk uzun metrajlı filmi Ivan's Childhood ile uluslararası dikkat çekti. Yaklaşık 25 yıllık kariyerinde yalnızca yedi uzun metrajlı film tamamladı; ancak bu yedi film, sinema tarihinin en etkili filmografilerinden birini oluşturdu.
Tarkovsky'nin sinema anlayışının merkezinde zaman bulunur. Yönetmenin sinema üzerine düşüncelerini topladığı Sculpting in Time adlı kitabının da temel fikri budur: Sinemanın kendine özgü malzemesi, görüntü içerisinde biçimlendirilen zamandır. BFI da Tarkovsky'nin uzun planlarını ve sinema anlayışını “zamanı yontmak” fikriyle ilişkilendirir.
Onun sinemasında;
• Zaman ve Uzun Planlar
Tarkovsky'nin en belirgin özelliklerinden biri uzun planlardır.
Kamera olayları mümkün olduğunca hızlı tüketmez. Bir karakterin yürüyüşü, suyun akışı, rüzgârın hareket ettirdiği otlar veya boş bir mekân uzun süre kadrajda kalabilir.
Buradaki amaç yalnızca filmi yavaşlatmak değildir. Tarkovsky için zaman, filmin temel malzemesidir.
Bu nedenle bir plan yalnızca hikâyeyi ilerletmek için değil, seyircinin o zaman dilimini gerçekten deneyimlemesi için var olabilir.
• Rüya ile Gerçekliğin İç İçe Geçmesi
Tarkovsky'nin filmlerinde rüya ve gerçeklik kesin çizgilerle ayrılmaz.
Bir rüya geçmişte yaşanmış bir anıyla, bir anı ise içinde bulunulan gerçeklikle birleşebilir.
Özellikle Mirror, çocukluk anıları, savaş görüntüleri, rüyalar ve aile geçmişini doğrusal olmayan bir yapı içerisinde bir araya getirir. Film, Tarkovsky'nin kendi çocukluk ve aile hafızasından da önemli ölçüde beslenir.
• Doğa, Su ve Ateş
Tarkovsky'nin görsel dünyasında doğa yalnızca dekor değildir.
Su, yağmur, ateş, sis, rüzgâr, toprak ve yansımalar filmlerinde tekrar tekrar karşımıza çıkar.
Ancak bu unsurları yalnızca “şunun sembolü” şeklinde açıklamak Tarkovsky'nin görüntülerini fazlasıyla basitleştirir. Doğanın kendisi, onun sinemasında başlı başına duyusal bir deneyime dönüşür.
Mirrorda yağmur, rüzgâr ve ateş; Stalkerda ise su, terk edilmiş mekânlar ve bitki örtüsü filmin atmosferinin ayrılmaz parçalarıdır.
• Hafıza ve Çocukluk
Geçmiş, Tarkovsky'nin sinemasında geride bırakılmış bir dönem değildir.
Çocukluk, aile, ev, anne-baba ve savaş anıları karakterlerin bugünkü varoluşlarının bir parçası olarak yaşamaya devam eder.
Bu yaklaşımın en kişisel örneği Mirrordır. Film Tarkovsky'nin kendi çocukluk ve aile hafızasından yararlanır; babası Arseny Tarkovsky'nin şiirleri de filmin önemli unsurlarındandır.
• Maneviyat ve İnsan Ruhunun Arayışı
Tarkovsky'nin özellikle sonraki dönem filmlerinde inanç, vicdan, fedakârlık, sorumluluk ve anlam arayışı giderek daha önemli hale gelir.
Andrei Rublev sanatçının sorumluluğunu, Stalker insanın gerçek arzularını, The Sacrifice ise inanç ve fedakârlığı sorgular.
Ancak Tarkovsky bu meseleler hakkında kesin cevaplar vermekten çok, seyirciyi sorularla baş başa bırakır.
Tarkovsky Sinemasının Temel Temaları
Tarkovsky'nin filmlerini birbirine bağlayan temel meseleler şunlardır:
Tarkovsky'nin Sinema Tarihindeki Etkisi
Tarkovsky, Sovyet sinemasının sınırlarını aşarak dünya sinemasının anlatım olanaklarını genişleten yönetmenlerden biri oldu.
Yalnızca yedi uzun metrajlı film çekmesine rağmen savaş filmi, bilimkurgu, tarihsel drama ve deneysel sinema gibi farklı türlerin anlatım biçimlerini dönüştürdü. BFI, onun 1962–1979 arasındaki beş filmini sinema tarihindeki olağanüstü yönetmenlik serilerinden biri olarak değerlendiriyor.
Özellikle uzun planları, doğrusal olmayan zaman anlayışı, rüya ve gerçekliği birbirine bağlayan anlatımı ve görüntüyü düşünsel bir alan haline getirmesi sonraki kuşak yönetmenler üzerinde büyük etki bıraktı.
Tarkovsky'nin en büyük miraslarından biri belki de şudur:
Sinemanın her görüntüsü bir olay anlatmak zorunda değildir.
Bazen bir görüntünün görevi yalnızca zamanın geçişini hissettirmektir.
Tarkovsky Filmleri
1. Stalker (İz Sürücü – 1979)
Bir Stalker, bir Yazar ve bir Profesör'ü insanların en derin arzularının gerçekleştiğine inanılan gizemli Zone bölgesine götürür.
Yolculuk ilerledikçe mesele yalnızca gizemli bölgenin ne olduğu olmaktan çıkar ve insanların gerçekte ne istediklerini bilip bilmedikleri sorusuna dönüşür.
Arkady ve Boris Strugatsky'nin Roadside Picnic romanından uyarlanan film; inanç, arzu, bilim, insan doğası ve anlam arayışı üzerine metafizik bir yolculuğa dönüşür.
Tarkovsky sinemasına ilk kez girecekler için BFI da Stalkerı özellikle güçlü bir başlangıç noktası olarak gösteriyor.
2. Mirror (Ayna – 1975)
Tarkovsky'nin en kişisel filmi.
Klasik anlamda doğrusal bir hikâye anlatmaz. Çocukluk, savaş, aile, aşk ve geçmiş; rüyalar, anılar, şiirler ve arşiv görüntüleri aracılığıyla birbirine bağlanır.
Film Tarkovsky'nin kendi çocukluk anılarından ve aile geçmişinden önemli ölçüde yararlanır. Babası Arseny Tarkovsky'nin şiirleri de filmde kullanılır.
Mirror, hafızanın çalışma biçimini sinemanın yapısına dönüştüren en sıra dışı filmlerden biridir.
3. Andrei Rublev (1966)
15. yüzyıl Rusya'sında yaşayan ikon ressamı Andrei Rublev üzerinden sanatçının dünyadaki rolünü sorgular.
Savaş, şiddet, din ve iktidarın arasında sanat üretmeye çalışan Rublev'in yaşadığı kriz filmin temel meselesine dönüşür.
Filmin merkezindeki soru şudur:
İnsanların acı çektiği bir dünyada sanatın anlamı nedir?
Filmin yapımı 1960'ların ortasında tamamlanmasına rağmen Sovyet sansürü nedeniyle gösterimi uzun süre gecikti.
4. Solaris (Solaris – 1972)
Stanislaw Lem'in romanından uyarlanan film, bilimkurguyu hafıza, suçluluk, aşk ve insan bilinci üzerine metafizik bir sorgulamaya dönüştürür.
Psikolog Kris Kelvin, Solaris gezegeninin yörüngesindeki uzay istasyonuna gönderilir. Burada karşılaştığı olaylar onu bilinmeyen bir gezegenle olduğu kadar kendi geçmişiyle de yüzleşmeye zorlar.
Tarkovsky, uzay keşfi ve teknolojik ilerleme fikrinden çok insanın kendi zihniyle hesaplaşmasına odaklanır. Film 1972'de Cannes'da Jüri Büyük Ödülü'nü kazandı.
5. Ivan's Childhood (İvan'ın Çocukluğu – 1962)
Tarkovsky'nin ilk uzun metrajlı filmi.
II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet ordusunda keşif görevleri yapan 12 yaşındaki Ivan'ın hikâyesini anlatır.
Film savaşın askeri yönünden çok, savaşın bir çocuğun zihninde yarattığı yıkıma odaklanır.
Ivan'ın savaş gerçekliği ile çocukluk rüyaları arasındaki geçişler, Tarkovsky'nin ileride geliştireceği sinema dilinin ilk işaretlerini taşır.
6. The Sacrifice (Kurban – 1986)
Tarkovsky'nin son tamamlanmış uzun metrajlı filmi.
Nükleer savaş tehdidinin ortaya çıktığı bir gün Alexander, ailesini ve dünyayı kurtarmak için Tanrı'ya bir söz verir.
Bundan sonra film inanç, fedakârlık, korku ve insanın sorumluluğu üzerine yoğunlaşır.
İsveç'te çekilen film, Tarkovsky'nin sürgün döneminin ve sinema kariyerinin son halkasıdır. Yönetmen 1986'nın sonunda, 54 yaşında hayatını kaybetti.
7. Nostalghia (Nostalji – 1983)
Tarkovsky'nin İtalya'da çektiği ilk uzun metrajlı filmidir.
Rus şair Andrei Gorchakov, İtalya'da araştırma yaparken ülkesine ve geçmişine duyduğu derin özlemle yüzleşmeye başlar.
Film; sürgün, aidiyet, yalnızlık, yabancılaşma ve insanın ait olduğu yere duyduğu özlem üzerine yoğunlaşır. Gorchakov'un tanıştığı gizemli Domenico karakteri ise filmin manevi ve varoluşsal boyutunu güçlendirir.
Filmin finalindeki mumla havuzu geçme sahnesi, Tarkovsky'nin sinemasının en unutulmaz anlarından biridir. Nostalghia, yönetmenin sürgün döneminin en kişisel ve şiirsel filmlerinden biridir
Andrei Tarkovsky Filmografisi
Tarkovsky'nin ana filmografisi yalnızca yedi uzun metrajlı filmden oluşur. Ancak bunların yanında öğrencilik döneminde çektiği kısa ve orta metrajlı çalışmalar ile belgesel çalışmaları da bulunmaktadır.
Öğrencilik ve İlk Çalışmalar
1956: The Killers (Ubiytsy) — kısa film; Aleksandr Gordon ve Marika Beiku ile ortak çalışma
1957: There Will Be No Leave Today (Segodnya uvolneniya ne budet) — Aleksandr Gordon ile ortak yönetmenlik
1960: The Steamroller and the Violin (Katok i skripka) — diploma filmi
Sovyet Dönemi
1962: Ivan's Childhood (Ivanovo detstvo)
1966: Andrei Rublev
1972: Solaris
1975: Mirror (Zerkalo)
1979: Stalker
Sürgün ve Avrupa Dönemi
1983: Nostalghia (Nostalghia) — İtalya
1986: The Sacrifice (Offret) — İsveç
Tarkovsky'nin bu yedi uzun metrajlı filmi, Ivan's Childhood ile başlayıp The Sacrifice ile sona eren olağanüstü yoğun bir filmografiyi oluşturur. Stalker, onun Sovyetler Birliği'nde yaptığı son uzun metrajlı film; Nostalghia ise İtalya'da çektiği ilk filmidir.
Diğer Önemli Çalışmaları
Tarkovsky yalnızca kurmaca filmler çekmedi. Kariyeri boyunca televizyon ve belgesel alanında da çalışmalar yaptı.
Özellikle 1983 tarihli Voyage in Time (Tempo di viaggio), İtalyan yönetmen Tonino Guerra ile birlikte hazırladığı önemli bir belgesel çalışmasıdır.
Ayrıca öğrencilik dönemindeki kısa filmleri, daha sonra geliştireceği sinema dilinin ilk örneklerini görmek açısından önemlidir.
Sinemayı yalnızca hikâye anlatma sanatı olmaktan çıkarıp zamanı, hafızayı, rüyaları ve insan ruhunu görünür kılma biçimine dönüştüren; görüntüyü bir anlatım aracından çok bir düşünce ve deneyim alanı olarak kullanan sinema tarihinin en büyük şairlerinden biri: Andrei Tarkovsky.
Eğer sinemada yalnızca olayların ilerlemesini değil; uzun sessizlikleri, yağmurun sesini, suya yansıyan görüntüleri, çocukluk anılarını, rüyaları ve açıklanamayan manzaraları deneyimlemek istiyorsanız, Tarkovsky sineması sizi sinemanın en mistik ve düşünsel alanlarından birine götürür.
Gelin Sovyet sinemasının bu eşsiz ustasının dünyasına yakından bakalım.
Andrei Tarkovsky (4 Nisan 1932 – 29 Aralık 1986), Sovyet sinemasının ve dünya auteur sinemasının en önemli yönetmenlerinden biridir.
Moskova'daki Devlet Sinematografi Enstitüsü'nde (VGIK) eğitim alan Tarkovsky, ilk uzun metrajlı filmi Ivan's Childhood ile uluslararası dikkat çekti. Yaklaşık 25 yıllık kariyerinde yalnızca yedi uzun metrajlı film tamamladı; ancak bu yedi film, sinema tarihinin en etkili filmografilerinden birini oluşturdu.
Tarkovsky'nin sinema anlayışının merkezinde zaman bulunur. Yönetmenin sinema üzerine düşüncelerini topladığı Sculpting in Time adlı kitabının da temel fikri budur: Sinemanın kendine özgü malzemesi, görüntü içerisinde biçimlendirilen zamandır. BFI da Tarkovsky'nin uzun planlarını ve sinema anlayışını “zamanı yontmak” fikriyle ilişkilendirir.
Onun sinemasında;
• Zaman ve Uzun Planlar
Tarkovsky'nin en belirgin özelliklerinden biri uzun planlardır.
Kamera olayları mümkün olduğunca hızlı tüketmez. Bir karakterin yürüyüşü, suyun akışı, rüzgârın hareket ettirdiği otlar veya boş bir mekân uzun süre kadrajda kalabilir.
Buradaki amaç yalnızca filmi yavaşlatmak değildir. Tarkovsky için zaman, filmin temel malzemesidir.
Bu nedenle bir plan yalnızca hikâyeyi ilerletmek için değil, seyircinin o zaman dilimini gerçekten deneyimlemesi için var olabilir.
• Rüya ile Gerçekliğin İç İçe Geçmesi
Tarkovsky'nin filmlerinde rüya ve gerçeklik kesin çizgilerle ayrılmaz.
Bir rüya geçmişte yaşanmış bir anıyla, bir anı ise içinde bulunulan gerçeklikle birleşebilir.
Özellikle Mirror, çocukluk anıları, savaş görüntüleri, rüyalar ve aile geçmişini doğrusal olmayan bir yapı içerisinde bir araya getirir. Film, Tarkovsky'nin kendi çocukluk ve aile hafızasından da önemli ölçüde beslenir.
• Doğa, Su ve Ateş
Tarkovsky'nin görsel dünyasında doğa yalnızca dekor değildir.
Su, yağmur, ateş, sis, rüzgâr, toprak ve yansımalar filmlerinde tekrar tekrar karşımıza çıkar.
Ancak bu unsurları yalnızca “şunun sembolü” şeklinde açıklamak Tarkovsky'nin görüntülerini fazlasıyla basitleştirir. Doğanın kendisi, onun sinemasında başlı başına duyusal bir deneyime dönüşür.
Mirrorda yağmur, rüzgâr ve ateş; Stalkerda ise su, terk edilmiş mekânlar ve bitki örtüsü filmin atmosferinin ayrılmaz parçalarıdır.
• Hafıza ve Çocukluk
Geçmiş, Tarkovsky'nin sinemasında geride bırakılmış bir dönem değildir.
Çocukluk, aile, ev, anne-baba ve savaş anıları karakterlerin bugünkü varoluşlarının bir parçası olarak yaşamaya devam eder.
Bu yaklaşımın en kişisel örneği Mirrordır. Film Tarkovsky'nin kendi çocukluk ve aile hafızasından yararlanır; babası Arseny Tarkovsky'nin şiirleri de filmin önemli unsurlarındandır.
• Maneviyat ve İnsan Ruhunun Arayışı
Tarkovsky'nin özellikle sonraki dönem filmlerinde inanç, vicdan, fedakârlık, sorumluluk ve anlam arayışı giderek daha önemli hale gelir.
Andrei Rublev sanatçının sorumluluğunu, Stalker insanın gerçek arzularını, The Sacrifice ise inanç ve fedakârlığı sorgular.
Ancak Tarkovsky bu meseleler hakkında kesin cevaplar vermekten çok, seyirciyi sorularla baş başa bırakır.
Tarkovsky'nin filmlerini birbirine bağlayan temel meseleler şunlardır:
- Hafıza: Geçmişin insanın bugünkü kimliğini nasıl şekillendirdiği.
- İnanç ve Şüphe: İnsan, kesin bir kanıt olmadan inanabilir mi?
- Sanat ve Sorumluluk: Sanatçının dünyaya ve insanlara karşı sorumluluğu var mıdır?
- Fedakârlık: Bir şeyi kurtarmak için insan neyi feda etmeye hazırdır?
- Ölüm ve Anlam: İnsan hayatının sonluluğu karşısında anlam yaratmak mümkün müdür?
- İnsan ve Doğa: İnsan ile yaşadığı dünya arasındaki ilişkinin manevi ve varoluşsal boyutu.
Tarkovsky, Sovyet sinemasının sınırlarını aşarak dünya sinemasının anlatım olanaklarını genişleten yönetmenlerden biri oldu.
Yalnızca yedi uzun metrajlı film çekmesine rağmen savaş filmi, bilimkurgu, tarihsel drama ve deneysel sinema gibi farklı türlerin anlatım biçimlerini dönüştürdü. BFI, onun 1962–1979 arasındaki beş filmini sinema tarihindeki olağanüstü yönetmenlik serilerinden biri olarak değerlendiriyor.
Özellikle uzun planları, doğrusal olmayan zaman anlayışı, rüya ve gerçekliği birbirine bağlayan anlatımı ve görüntüyü düşünsel bir alan haline getirmesi sonraki kuşak yönetmenler üzerinde büyük etki bıraktı.
Tarkovsky'nin en büyük miraslarından biri belki de şudur:
Sinemanın her görüntüsü bir olay anlatmak zorunda değildir.
Bazen bir görüntünün görevi yalnızca zamanın geçişini hissettirmektir.
Tarkovsky Filmleri
1. Stalker (İz Sürücü – 1979)
Bir Stalker, bir Yazar ve bir Profesör'ü insanların en derin arzularının gerçekleştiğine inanılan gizemli Zone bölgesine götürür.
Yolculuk ilerledikçe mesele yalnızca gizemli bölgenin ne olduğu olmaktan çıkar ve insanların gerçekte ne istediklerini bilip bilmedikleri sorusuna dönüşür.
Arkady ve Boris Strugatsky'nin Roadside Picnic romanından uyarlanan film; inanç, arzu, bilim, insan doğası ve anlam arayışı üzerine metafizik bir yolculuğa dönüşür.
Tarkovsky sinemasına ilk kez girecekler için BFI da Stalkerı özellikle güçlü bir başlangıç noktası olarak gösteriyor.
2. Mirror (Ayna – 1975)
Tarkovsky'nin en kişisel filmi.
Klasik anlamda doğrusal bir hikâye anlatmaz. Çocukluk, savaş, aile, aşk ve geçmiş; rüyalar, anılar, şiirler ve arşiv görüntüleri aracılığıyla birbirine bağlanır.
Film Tarkovsky'nin kendi çocukluk anılarından ve aile geçmişinden önemli ölçüde yararlanır. Babası Arseny Tarkovsky'nin şiirleri de filmde kullanılır.
Mirror, hafızanın çalışma biçimini sinemanın yapısına dönüştüren en sıra dışı filmlerden biridir.
3. Andrei Rublev (1966)
15. yüzyıl Rusya'sında yaşayan ikon ressamı Andrei Rublev üzerinden sanatçının dünyadaki rolünü sorgular.
Savaş, şiddet, din ve iktidarın arasında sanat üretmeye çalışan Rublev'in yaşadığı kriz filmin temel meselesine dönüşür.
Filmin merkezindeki soru şudur:
İnsanların acı çektiği bir dünyada sanatın anlamı nedir?
Filmin yapımı 1960'ların ortasında tamamlanmasına rağmen Sovyet sansürü nedeniyle gösterimi uzun süre gecikti.
4. Solaris (Solaris – 1972)
Stanislaw Lem'in romanından uyarlanan film, bilimkurguyu hafıza, suçluluk, aşk ve insan bilinci üzerine metafizik bir sorgulamaya dönüştürür.
Psikolog Kris Kelvin, Solaris gezegeninin yörüngesindeki uzay istasyonuna gönderilir. Burada karşılaştığı olaylar onu bilinmeyen bir gezegenle olduğu kadar kendi geçmişiyle de yüzleşmeye zorlar.
Tarkovsky, uzay keşfi ve teknolojik ilerleme fikrinden çok insanın kendi zihniyle hesaplaşmasına odaklanır. Film 1972'de Cannes'da Jüri Büyük Ödülü'nü kazandı.
5. Ivan's Childhood (İvan'ın Çocukluğu – 1962)
Tarkovsky'nin ilk uzun metrajlı filmi.
II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet ordusunda keşif görevleri yapan 12 yaşındaki Ivan'ın hikâyesini anlatır.
Film savaşın askeri yönünden çok, savaşın bir çocuğun zihninde yarattığı yıkıma odaklanır.
Ivan'ın savaş gerçekliği ile çocukluk rüyaları arasındaki geçişler, Tarkovsky'nin ileride geliştireceği sinema dilinin ilk işaretlerini taşır.
6. The Sacrifice (Kurban – 1986)
Tarkovsky'nin son tamamlanmış uzun metrajlı filmi.
Nükleer savaş tehdidinin ortaya çıktığı bir gün Alexander, ailesini ve dünyayı kurtarmak için Tanrı'ya bir söz verir.
Bundan sonra film inanç, fedakârlık, korku ve insanın sorumluluğu üzerine yoğunlaşır.
İsveç'te çekilen film, Tarkovsky'nin sürgün döneminin ve sinema kariyerinin son halkasıdır. Yönetmen 1986'nın sonunda, 54 yaşında hayatını kaybetti.
7. Nostalghia (Nostalji – 1983)
Tarkovsky'nin İtalya'da çektiği ilk uzun metrajlı filmidir.
Rus şair Andrei Gorchakov, İtalya'da araştırma yaparken ülkesine ve geçmişine duyduğu derin özlemle yüzleşmeye başlar.
Film; sürgün, aidiyet, yalnızlık, yabancılaşma ve insanın ait olduğu yere duyduğu özlem üzerine yoğunlaşır. Gorchakov'un tanıştığı gizemli Domenico karakteri ise filmin manevi ve varoluşsal boyutunu güçlendirir.
Filmin finalindeki mumla havuzu geçme sahnesi, Tarkovsky'nin sinemasının en unutulmaz anlarından biridir. Nostalghia, yönetmenin sürgün döneminin en kişisel ve şiirsel filmlerinden biridir
Tarkovsky'nin ana filmografisi yalnızca yedi uzun metrajlı filmden oluşur. Ancak bunların yanında öğrencilik döneminde çektiği kısa ve orta metrajlı çalışmalar ile belgesel çalışmaları da bulunmaktadır.
Öğrencilik ve İlk Çalışmalar
1956: The Killers (Ubiytsy) — kısa film; Aleksandr Gordon ve Marika Beiku ile ortak çalışma
1957: There Will Be No Leave Today (Segodnya uvolneniya ne budet) — Aleksandr Gordon ile ortak yönetmenlik
1960: The Steamroller and the Violin (Katok i skripka) — diploma filmi
Sovyet Dönemi
1962: Ivan's Childhood (Ivanovo detstvo)
1966: Andrei Rublev
1972: Solaris
1975: Mirror (Zerkalo)
1979: Stalker
Sürgün ve Avrupa Dönemi
1983: Nostalghia (Nostalghia) — İtalya
1986: The Sacrifice (Offret) — İsveç
Tarkovsky'nin bu yedi uzun metrajlı filmi, Ivan's Childhood ile başlayıp The Sacrifice ile sona eren olağanüstü yoğun bir filmografiyi oluşturur. Stalker, onun Sovyetler Birliği'nde yaptığı son uzun metrajlı film; Nostalghia ise İtalya'da çektiği ilk filmidir.
Diğer Önemli Çalışmaları
Tarkovsky yalnızca kurmaca filmler çekmedi. Kariyeri boyunca televizyon ve belgesel alanında da çalışmalar yaptı.
Özellikle 1983 tarihli Voyage in Time (Tempo di viaggio), İtalyan yönetmen Tonino Guerra ile birlikte hazırladığı önemli bir belgesel çalışmasıdır.
Ayrıca öğrencilik dönemindeki kısa filmleri, daha sonra geliştireceği sinema dilinin ilk örneklerini görmek açısından önemlidir.
