GS'de yine ciddi anlamda bir kadro planlaması ve mühendisliği problemi var. Yönetim, bazı oyuncular için gerekirse düşük bonservisle veya bedelsiz şekilde kiralarız noktasında son dakika stoper aldılar. Taraftarı da Camavinga'yla beklenti yaratılıp, gerçekleşmesi zor transfer senaryoları üzerinden ciddi bir algı yapıldı.
Fener tarafında sezon başında kampa 6 yeni transferle gireceğiz, şeklinde bir planlama ortaya konulmasına rağmen, bugün itibarıyla toplamda 5 transfer yapmış. Bir de genç oyuncu yerine yaşlılarda kadroyu doldurup veteran bir takım oluşturdu. Bu da hem kısa hem orta vadeli sürdürülebilirlik açısından soru işareti.
Beşiktaş'ta ise sistem takımı kuracağız söylemiyle yola çıkılmasına rağmen, transfer döneminin son gününe gelindiğinde Rashica, Cerny ve Ndidi gibi oyuncular hala kadroda tutulmuş. Sol stoper bölgesine takviye yapmak istediler ancak transferi gerçekleştiremediler. Bu kadroyla lig içerisinde bir şekilde idare edebilirsin ama UEFA seviyesinde fikstür yoğunluğu, rotasyon kalitesi açısından ciddi sıkıntılar yaşanması muhtemel.
Trabzonspor ise transfer performansı açısından sezon başındaki en iyi konumdan şu an en problemli noktaya gelmiş durumda. Özellikle stratejik kadro planlaması, ihtiyaç transfer politikası ve uzun vadeli takım mühendisliği konusunda ciddi bir gerileme var.
Asıl problem ise artık kulüp bazından çıkıp ligin tamamına yayılıyor.
Bizim lig bu yaz toplamda yaklaşık 377 milyon € transfer harcaması yapmış. Bu rakamla Avrupa'daki transfer harcamaları sıralamasında 8. sıradayız. Önümüzde beş büyük lig dışında Championship ve Suudi Arabistan Ligi gibi piyasalar bulunuyor.
Daha önemlisi, ligin toplam net transfer bilançosu yaklaşık -256 mseviyesinde. Yani kulüpler olarak transfer gelirlerinden yaklaşık 256 m daha fazla harcama yapmışız.
Buna karşılık UEFA sıralamasında bizim hemen arkamızda bulunan Portekiz, Belçika ve Hollanda liglerinin transfer bilançoları sırasıyla yaklaşık +243 m +179 m ve +192 m seviyesinde. Yani bu ligler oyuncu satışlarından ciddi gelir elde ederken, aynı zamanda sportif rekabet gücünü de koruyabiliyor.
Dolayısıyla burada asıl tartışılması gereken şey yalnızca ne kadar para harcadık değil, harcanan paranın sportif çıktıya ne kadar dönüştürülebidiği.
Türkiye ligi olarak yaklaşık -256 mi net transfer bilançosu oluşturuyorsak, bunun karşılığında Avrupa kupalarında ciddi bir performans üretmemiz demek. Bu ekonomik girdinin sportif karşılığının, ŞL'nde en az bir çeyrek final, bir son 16 turu, Avrupa Ligi'nde en az bir yarı final ve Konferans Ligi'nde de bir şampiyonluk gibi sonuçlara denk gelmesi gerekir.
Çünkü artık mesele yalnızca transfer yapmak değil; transfer harcaması > kadro kalitesi > Avrupa performansı > UEFA geliri > kulüp sürürebilirği şeklinde çalışan bir ekonomik ve sportif döngü kurabilmek.
Eğer bir lig, Portekiz, Belçika ve Hollanda gibi rakiplerinin aksine yüz milyonlarca euro negatif net transfer harcaması yapıp ama bunun karşılığında Avrupa'da aynı ölçekte sportif ve ekonomik çıktı üretemiosa, burada ciddi bir kaynak tahsisi ve futbol verimliliği problemi vardır.
377 mbrüt transfer harcaması ve -256 m net transfer bilançosu oluşturup bunun karşılığında Avrupa'da beklenen seviyede başarı gelmiyorsa, sorun daha fazla transfer yapalım noktasında değil, transfer stratejisi, scouting, oyuncu geliştirme, kadro mühendisliği, maaş bütçesi yönetimi ve sportif yapılanmanın tamamında aranmalı. Kısacası bu ligin artık sadece para harcayan değil, harcadığı parayı Avrupa başarısına ve sürdürülebilir ekonomik değere dönüştüren bir futbol ekosistemine ihtiyacı var.
@all